İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NASIL YAŞATIR?

Emine Bulut, Şule Çet, Gizem Olgun, Pınar Gültekin ve daha nicesinin gülüşleri soldu, ruhları yok oldu bu ülkede. Kadın kıyımı 7 yılda %1400’e çıktı. Ataerkil adalet sistemi ve erkek yanlısı hükümet cinayetlere göz yumdu, koruyuculuğu olmayan yasalar ve caydırıcılıktan yoksun cezalarla resmen kıyıma teşvik etti. Pınar Gültekin cinayetini duyduğumuzdan beri var olan yaraların tekrar açılmasıyla, canımız tüm katledilenlerin acısıyla yanmaya başladı. Üzüntümüzün arasında sosyal medyada bir umut olabilecek “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” başlığı bende merak uyandırdı ve araştırmaya başladım. Gerçekten çözüm olabilir miydi ? İstanbul Sözleşmesi neydi ve kadınların hayatı için ne kadar önem taşıyordu?..

Pınar Gültekin cinayeti sonrasında bir eylemde Kalben şu harika sözleri dile getirdi paylaşmasam olmazdı:

“Ben 34 yaşındayım. 34 yıldır bu ülkedeyim ve ben 30 yıldır, kız olduğum, kız çocuğu olduğum, sonra kadın olduğum için başıma nelerin gelebileceğini biliyorum. Bunları her gün kabul ederek, bu acıyla, bu yağmayla, bu zulümle mücadele ederek yaşıyorum. Ve her gün benim hemcinsim, ya bir kız kardeşim, ya bir halam, ya bir tanıdığım, ya bir yabancı… Bunun bir önemi yok. Belki de annem… Rahmetli annem de muzdarip oldu hayatında. Şiddetle ve ölümle karşı karşıya olduğumu görüyorum. Bunu bilerek yaşıyorum. Küçücük kızların, gencecik kızların, kadınların bunu bilerek yaşadığı bir ülkede yaşıyorum. Sadece İstanbul sözleşmesinin uygulanmasını ve bütün kadınların, cinsiyetlerin, bedenlerinde, zihinlerinde ve ruhlarında artık özgür bırakılmalarını istiyorum.”

Müzisyen Kalben

İstanbul Sözleşmesi Nedir ve Kadınlar İçin Neden Bu Kadar Önemlidir?

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi de diyebiliriz. Amacı: Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete müdahale etmektir.

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen ve ilk imzacısı Türkiye olan İstanbul Sözleşmesi, GÜYA 2014’ten beri yürürlükte ancak artan kadın cinayetlerine bakınca fark ediyoruz ki gereklilikler yerine getirilmiyor.

http://mervezana.com/

Hükümetin ısrarla reddetmek istediği sözleşmenin amacı:

  • Kadınların güçlendirilmesi yolunda, kadın ile erkek arasındaki temel eşitliği özendirmek, taraf devletlerin yetkililerine, görevlilerine, kurum ve kuruluşlarına kadına yönelik şiddetle mücadele gerekliliklerine uygun davranmalarını sağlamaları, cinsiyet eşitliğine duyarlı politikalar geliştirmeleri, şiddete karşı mücadelede reel ve totaliter politikaların uygulanması,
  • Kadına yönelik şiddetle mücadele yönünde aktif rol oynayan sivil toplum örgütleriyle etkin işbirliği sağlama, özel sektörün ve medyanın kadına yönelik şiddetin önlenmesi yönünde politika hazırlamalarını teşvik etmeyi,
  • Şiddet hallerinin tekrarlanmasından korumak amacıyla gerekli hukuki ve diğer tedbirleri almayı, şiddete maruz kalanın şiddet gösterenden tazminat talep etmesini sağlamak üzere hukuki hakları belirtir.
  • Sözleşmenin en önemli ve esaslı tarafı ise belli başlıklar altında bir denetim mekanizması getirmesi. Bu denetim mekanizması belirli aralıklarla yapılacak olan iş takibi ile şiddet eylemlerine yönelik bir azalma sağlayabilir.
  • Denetim komitesi “GREVIO” adı verilen görevli birim sözleşmenin uygulanabilirliğini kontrol edecek ve gerekirse soruşturma açıp, soruşturma açtığı ülkeyi ziyaret edecek.
  • İmzacı taraf devletlerin en büyük yükümlülüğü: Şiddetin önlenmesi için zihniyet değişikliği sağlamak.
  • Sözleşmenin 18 yaşından küçük kız çocuklarını kapsayabileceği belirtiliyor.

İstanbul Sözleşmesinin Devletten Talepleri Nelerdir?

ÖNLEM ALMA

  • Kadınlara yönelik şiddeti destekleyen ve bu şiddetin kabullenilmesini sağlayan tutumların, toplumsal cinsiyetçi klişelerin değiştirilmesi (örneğin dilde, bağnaz ahlakçı anlayışta ve düşünülmeden uygulanan klişe eylemlerde ve tavırlarda…)
  • Psikolojik veya fiziksel taciz ve şiddet yaşayan mağdurların üzerinde çalışan profesyonel kadro empati kurabilmeli ve eğitilmeli.
  • Farklı şiddet türleri üzerinde notlar alınmalı ve sarsıcı,psikolojik travma yaratıcı sonuçları hakkında farkındalık yaratılmalı.
  • Eğitimin her alanında ve kademesinde ders müfredatında eşitlik kavramına dair bilgiler verilmeli, temelden bilinç yaratılmalı.
  • Reklam sektörüyle, sosyal medya ile ve özel sektör ile iş birliği yapan devlet halka ulaşmalı ve zihniyete etki etmeli.

KORUMA

  • Tüm tedbirleri sağlayarak, mağdurun güvenliğini sağlayabilmeli.
  • Mağdurlara ve çocuklara psikolojik ve hukuki anlamda danışmanlık ve tıbbi destek verebilmeli.
  • Mağdurlar için yeterli sayıda konaklama ve sığınma evi sağlayabilmeli, ücretsiz iletişim desteği sağlayabilmeli.

HUKUKİ GÜVENCE

  • Kadınlara yönelik şiddet ağır suç sayılmalı ve uygun cezalar verilmeli.
  • “Gelenek, töre, namus, din..”gibi bağnaz ahlakçılık klişeleri eylemin bahanesi haline gelmemeli ve ceza indirimi gibi durumlar gerçekleşmemeli.
  • Mağdura soruşturma ve yargılama süreçleri boyunca güvenlik ve koruma sağlanabilmeli.

TOTALİTER POLİTİKALAR

  • Yukarıda bahsettiğim tüm tedbirlerin ve uygulamaların koordineli ve bütüncül bir şekilde işlemesi gerekliliği unutulmamalı. Önlem, koruma ve hukuki anlamda destek gibi unsurlar birbirleri ile bir bütünün parçası gibi işlemeli.
http://mervezana.com/

İstanbul Sözleşmesi Suç Kapsamına Girenler Nelerdir?

  • Fiziksel, psikolojik veya ekonomik her türlü şiddet
  • Taciz amaçlı takip
  • Cinsel şiddet, taciz, tecavüz
  • Zorla evlendirilme
  • Kadın sünneti
  • Kadınları kürtaja ve kısırlaştırmaya zorlama

Sözleşmenin ana mesajı şudur: KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET ve EV İÇİ ŞİDDET ,ÖZEL HAYATTA SAKLI KALMASI GEREKEN KONULAR DEĞİLDİR. BUNLAR AĞIR CEZALAR VERİLMESİ GEREKEN, AĞIR SUÇLARDIR!

Peki Hükümet İlk İmzacısı Olduğu İstanbul Sözleşmesi’ni Neden Reddetmek İstiyor?

2011 yılında koşa koşa sözleşmeyi imzalayan hükümet, gerici odakların ve bağnaz kafaların “Aileye atılan bomba”, “Ailelerin çürümesi”, “Ahlak yoksunluğunun artması”, “Eşcinselliğin yaygınlaşması”, “LGBTİ+ ‘ye özendiriyor” gibi fikirleri sebebiyle sözleşmeden çekilmek istemektedir. Cinsiyetçi, homofobik hatta transfobik bu fİkirlerle esaslı ve akılcı bir sözleşmeyi reddetmeyi düşünüyor. Buda gösteriyor ki atılan her adım göz boyamak için yapılmış.

“İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanması gerçekten yanlıştı. Bu metnin içerisinde iki tane önemli husus var dikkat çekmemiz gereken ve bizimle asla uyuşmayan, bunlardan birisi toplumsal cinsiyet meselesi bir de cinsel yönelim tercihi. LGBT vesaire gibi marjinal unsurların ekmeğine yağ sürecek kavramlar olduğu ya da onların arkasına sığınarak faaliyet yapabilecekleri alanlar olduğu görülüyor.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş

“İstanbul Sözleşmesi olmazsa Türkiye’de kadına karşı şiddet artar tezi de bir şehir efsanesidir. Yalan yanlış propagandadır. Türkiye’de bütün siyasi partilerin tabanlarında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ya da bunun bir düzenlemeyle revize edilmesi konusunda çok ciddi beklentiler vardır. Bunun aileye zarar verdiği konusunda endişeler var. Nasıl usulünü yerine getirerek bu sözleşme imzalanmışsa, aynı şekilde usulü yerine getirilerek bu sözleşmeden çıkılır.”

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş

Merak ediyorum bu ülke ne zaman herkesi olduğu gibi insanca kabul edebilecek? Ne zaman cinsiyet, ırk, dil, din ayırmadan yaşayabileceğiz? BU KADARI YETER ARTIK, YİTİP GİDEN BAŞKA MASUMLAR İSTEMİYORUZ!

Sözleşmenin Maddeleri

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir